Uyuşmazlık Çözümü

Hizmetlerimiz
Hukuki Tavsiye Gerekli mi?

Avukatlarımız, Türkiye’deki karmaşık hukuki süreçlerde size rehberlik etmek için buradadır.

Uyuşmazlık Çözümü

Türkiye’de Ticari Uyuşmazlık Çözümü

Yabancı Yatırımcılar İçin 2026 Stratejik Rehberi

Giriş: Kıtalararası Bir Merkezde Ticari Uyuşmazlıkları Yönetmek

Doğrudan yabancı yatırımlar ülkeye akmaya devam ettikçe—özellikle Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinden, Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan ve Avrupa Birliği’nden gelen egemen varlık fonları, aile ofisleri ve çok uluslu işletmelerin etkisiyle—ticari etkileşimleri düzenleyen hukuki çerçeveler sürekli ve titiz bir modernizasyondan geçmiştir.

Bu dinamik ve sıkı denetime tabi pazara giren uluslararası şirketler ve yatırımcılar için, uyuşmazlık çözüm mekanizmaları konusunda sofistike bir anlayış, kurumsal yönetimin temel bir direğidir.

Nexpo Legal olarak, ticari çıkarlarınızı Türkiye’de korumak için hukuki uzmanlığı pazar istihbaratıyla entegre ederek stratejik ortağınız ve güvenilir danışmanınız olarak hareket ediyoruz.

2026 yılında Türkiye’deki uyuşmazlık çözüm ekosistemi, uzun süren geleneksel devlet yargılamalarından, son derece yapılandırılmış ve verimli Alternatif Uyuşmazlık Çözümü (ADR) mekanizmalarına doğru bilinçli ve hızlandırılmış bir geçişle karakterize edilmektedir.

Proaktif yasal reformlar, ağır bir iş yükü altındaki devlet mahkemeleri ve uluslararası ticaretin zorlu talepleri doğrultusunda; kurumsal tahkim ve zorunlu ticari arabuluculuk gibi yöntemler, kurumsal çatışmaları çözmek için birincil yollar haline gelmiştir.

Bu kapsamlı rehber, Türkiye’deki güncel uyuşmazlık çözüm çerçevesini sistematik olarak analiz etmektedir.

Rehber; ticari yargılamanın usuli gerçeklerini, ticari arabuluculuğun genişleyen yetki alanını, uluslararası tahkimin stratejik avantajlarını ve yabancı mahkeme kararları ile hakem kararlarının tenfizi (uygulanması) için gereken kesin hukuki mekanizmaları değerlendirmektedir.

Türkiye’de Stratejik Hukuki Rehberliğe mi İhtiyacınız Var?

Uluslararası yatırımlarınızı uzman uyuşmazlık çözüm ekibimizle koruyun.

Türkiye’de Ticari Dava ve İş Davaları Çerçevesi

Alternatif uyuşmazlık çözümü kurumsal sektörlerde benzeri görülmemiş bir ilgi görse de, devlet mahkemesi yargılaması; geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmadığı veya zorunlu arabuluculuk protokollerinin uzlaşma sağlamadığı durumlarda uyuşmazlıkları çözmek için varsayılan mekanizma olmaya devam etmektedir.

Türkiye, Avrupa kıtası hukuk geleneklerinden güçlü bir şekilde etkilenen, kanunlaştırılmış bir medeni hukuk sistemiyle yönetilmektedir.

Yargı süreci doğası gereği sorgulayıcıdır (inquisitorial); hakimler, jüri sistemi olmaksızın gerçekleri araştırmada, delil aşamasını yönetmede ve usuli zaman çizelgesini yönlendirmede aktif ve yönetici bir rol oynarlar.

Ticari Bir Uyuşmazlığın Anatomisi

Türk hukukunda bir uyuşmazlığın kesin olarak “ticari” olarak sınıflandırılması son derece önemlidir.

Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 4. maddesine göre bir uyuşmazlık; tacirler arasındaki bir işlemden kaynaklanıyorsa, ticari faaliyetlerle (bankacılık, sigortacılık, taşımacılık, acentelik veya inşaat gibi) ilgiliyse veya konu şirket operasyonlarını ilgilendiren en az bir ticari işletmeyi kapsıyorsa resmi olarak ticari kabul edilir.

Ticari uyuşmazlıklar, münhasıran ihtisaslaşmış Asliye Ticaret Mahkemeleri tarafından karara bağlanır.

Yabancı davacılar ve çok uluslu yatırımcılar için bu özel mahkemede dava açmak kritiktir, çünkü bu mahkemelere başkanlık eden hakimler kurumsal hukuk, sınır ötesi işlem mekanikleri ve karmaşık finansal araçlar konusunda derin bir uzmanlığa sahiptir.

Usuli Zaman Çizelgeleri, Finansal Maliyetler ve Sistemik Tıkanıklıklar

Türkiye’deki geleneksel hukuk yargılama süreci titiz ve son derece şekilcidir.

Tüm yargı hiyerarşisinde ilerleyen standart bir ticari uyuşmazlık, birkaç farklı aşamayı içerir:

İlk Derece: Bu aşama, kapsamlı yazılı beyanların teatisi ile başlar, ardından ön inceleme duruşmaları ve delil toplama süreci gelir.

Türk hakimleri teknik ve finansal konularda mahkeme tarafından atanan bilirkişilere büyük ölçüde güvendiğinden, bu aşama genellikle 12 ila 24 ay sürer.

Bölge Adliye Mahkemeleri: Ortalama 18 ila 24 ay ekleyen bir ara temyiz aşamasıdır.

Yargıtay: Temyiz hiyerarşisinin son aşaması olup, sadece hukuki uygulamanın incelenmesiyle sınırlıdır.

Burada nihai, itiraz edilemez bir karar almak 12 ila 18 ay daha sürebilir.

Sonuç olarak, tam kapsamlı bir ticari dava, kesin bir sonuca ulaşmak için üç ila beş yıl sürebilir.

Ayrıca Türk mahkemeleri oransal bir harç sistemiyle çalışır ve sıklıkla toplam dava değerinin binde 6,8’i oranında peşin harç yatırılmasını gerektirir, bu da davayı sermaye yoğun bir yol haline getirir.

Yetki Alanı ve Yabancı Davacıların Konumu

Türk mahkemeleri, ticari sözleşmelerdeki açık yetki sözleşmelerine (forum selection clauses) genel olarak saygı duyar ve bunları uygular. Ancak bu özerklik mutlak değildir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 408. maddesi uyarınca, Türkiye’deki taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklarla ilgili uyuşmazlıklar ve (iflas işlemleri gibi) tarafların mutlak serbest iradesine tabi olmayan konular, kesinlikle tahkime elverişli değildir ve sözleşmeyle yabancı yargı mercilerine atanamaz.

Önceden belirlenmiş bir yetki sözleşmesi olmaksızın dava sürecine dahil olan yabancı davalılar için yetki, Türkiye ile yeterli bağlantı esasına dayanan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) tarafından belirlenir.

Türk Mahkemelerinde Dava ile mi Karşı Karşıyasınız?

Deneyimli dava avukatlarımız, Ticaret Mahkemelerinde çıkarlarınızı temsil etmeye hazırdır.

Arabuluculuk: Uyuşmazlık Çözümünün Stratejik Öncüsü

Devlet yargısı üzerindeki sürdürülemez yükü kabul eden Türk yasa koyucuları, arabuluculuğu 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile ulusal uyuşmazlık çözüm sürecinin mutlak ön saflarına yerleştirmişlerdir.

Zorunlu Ticari Arabuluculuk Paradigması

Türk usul hukukundaki bir dönüm noktası, Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğun, ticari dava açmak için mutlak bir dava şartı haline getirilmiş olmasıdır.

Eğer uyuşmazlık ticari bir ilişkiden kaynaklanan tazminat veya alacak talebi içeriyorsa, davacı devlet mahkemelerine başvurmadan önce arabuluculuk sürecini tüketmekle yasal olarak yükümlüdür.

Zorunlu arabuluculuk süreci kesin bir süreye tabidir. Arabulucu süreci en fazla altı hafta içinde tamamlamalıdır; istisnai durumlarda iki haftalık bir uzatma mümkündür.

Uyum sağlamamanın usuli sonuçları anında gerçekleşir: Eğer bir davacı bu aşamayı atlayıp nihai bir anlaşmazlık tutanağı sunmadan dava açmaya çalışırsa, görevli hakim davayı usulden derhal reddedecektir.

Hukuki Kavramların Netleştirilmesi: Hukuki Arabuluculuk vs. Ceza Uzlaştırması

Yabancı yatırımcılar Türk hukukundaki şu ayrımı dikkatle yapmalıdır:

Arabuluculuk: Münhasıran 6325 sayılı Kanun kapsamındaki hukuk ve ticari arabuluculuğu ifade eder ve mahkeme ilamı gibi doğrudan icra edilebilir bir hukuki belge ile sonuçlanır.

Uzlaşma: Sadece Türk Ceza Muhakemesi Kanunu tarafından düzenlenen ve savcılık denetiminde belirli suçlar için kullanılan ceza hukuku kapsamındaki uzlaştırma mekanizmasını ifade eder.

Singapur Sözleşmesi: Sınır Ötesi Uygulamayı Teşvik Etmek

Arabuluculuk sonucu varılan anlaşmaların küresel düzeyde uygulanabilirliği, Birleşmiş Milletler Arabuluculuk Sonucunda Oluşan Uluslararası Sulh Anlaşmaları Sözleşmesi (Singapur Sözleşmesi) ile temelden değişmiştir.

Türkiye erken imzacılardan biri olmuş ve antlaşmayı 11 Nisan 2022 tarihinde resmen yürürlüğe koymuştur.

Singapur Sözleşmesi, arabuluculuk dünyasında tahkim için kullanılan New York Sözleşmesi’ne denk bir işlev görür.

İşletmelerin, sınır ötesi ticari uzlaşma anlaşmalarını herhangi bir taraf devletin mahkemelerinde doğrudan icra etmelerine olanak tanır ve böylece uzlaşma sözleşmesinin ihlalini kanıtlamak için uzun süreli uluslararası dava süreçlerini başlatma ihtiyacını tamamen ortadan kaldırır.

Zorunlu Arabuluculuk Gerekli mi?

Zaman ve kurumsal kaynaklardan tasarruf etmek için Nexpo’nun sertifikalı arabulucularının size rehberlik etmesine izin verin.

Uluslararası ve Yurtiçi Tahkim: Kurumsal Uyuşmazlık Çözümünün Merkezi

Karmaşık, yüksek değerli ve sınır ötesi işlemler için kurumsal tahkim, tartışmasız tercih edilen forum olmaya devam etmektedir.

Türkiye, iki farklı yasal çerçeveyle tahkim dostu bir yargı bölgesi oluşturmuştur:

Milletlerarası Tahkim Kanunu (4686 sayılı Kanun): 2001 yılında yürürlüğe giren ve UNCITRAL Model Kanunu’na dayanan bu yasa, “yabancılık unsuru” taşıyan (taraflardan en az birinin yurtdışında ikamet etmesi gibi) tahkimleri düzenler.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun): Uluslararası bağlantısı olmayan Türk taraflar arasındaki kesinlikle yurtiçi tahkimleri düzenler.

Her iki rejim de tarafların mutlak özerkliğini, adil yargılanma hakkını ve ayrılabilirlik ilkesini (tahkim şartının geçerliliğinin temel ticari sözleşmeden bağımsız olarak değerlendirilmesi) destekler.

İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC): Bölgesel Verimliliği Yeniden Tanımlamak

Türkiye’nin modern uyuşmazlık çözüm manzarasındaki en kritik gelişmelerden biri 2015 yılında İstanbul Tahkim Merkezi’nin (İSTAC) kurulması olmuştur. İSTAC; hem yurtiçi hem de uluslararası tahkimler için bağımsız ve sofistike bir kurumsal yönetim sağlar; üstün maliyet verimliliği, modern teknolojik entegrasyon ve hızlandırılmış usul süreleri sunar.

İSTAC’taki Usuli Yenilikler

Seri Tahkim (Fast Track Arbitration): Daha düşük değerli uyuşmazlıkların hızlı çözümü için tasarlanmış olup, 2026 yılı için 5.000.000 Türk Lirasını aşmayan talepler için otomatik olarak uygulanır. Uyuşmazlık tek bir hakeme atanır ve saldırgan bir üç aylık süre içinde nihai olarak çözülmelidir.

Bu kararlar, esasa ilişkin temyiz hakkı olmaksızın anında icra edilebilir niteliktedir.

Acil Durum Hakemi Prosedürleri: Tarafların, resmi bir heyet kurulmadan önce gün içinde bağlayıcı geçici tedbirler (varlık dondurma, delil koruma) almasına olanak tanır.

Maliyet Öngörülebilirliği: İSTAC, uyuşmazlık değerine dayalı şeffaf ve oransal (ad-valorem) bir ücret skalası kullanır, bu da kurumsal hukuk departmanlarının finansal risklerini tam olarak tahmin etmelerini sağlar.

Dijital Duruşmalar ve Yapay Zeka Entegrasyonu

“İSTAC Online Duruşma Kuralları ve Prosedürleri”, mahkeme heyetlerine telekonferans veya video konferans zorunluluğu getirme yetkisi vererek, dijital bir ortamda adil yargılanma hakkını garanti altına almak için katı protokoller uygular.

2026 yılının geri kalanına bakıldığında, Türkiye’deki seçkin hukuk ekipleri karmaşık olgusal kronolojileri yapılandırmak ve tahmini risk modellemesi yapmak için yapay zeka platformlarını devreye almaktadır, ancak nihai yargılama sorumluluğu tamamen insan hakemlere aittir.

Med-Arb Paradigması: Müzakere ve Karar Vermeyi Uyumlaştırmak

2026’daki dönüştürücü bir trend, “Med-Arb” (Arabuluculuk-Tahkim) sürecinin resmi kurumsallaşmasıdır.

İSTAC, tarafları önce arabuluculuğu denemeye zorunlu kılan dünyanın ilk resmi Med-Arb Kurallarını tanıttı.

Eğer arabuluculuk tamamen veya kısmen başarısız olursa, çözülemeyen konular aynı kurumsal çerçeve içinde sorunsuz bir şekilde bağlayıcı tahkime geçer.

Ocak 2026’da Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, çok aşamalı uyuşmazlık çözüm şartlarını kesin olarak doğrulayan emsal bir karar vererek, bu tür hibrit anlaşmaların tarafların tahkim iradesini açıkça yansıttığını ve kamu düzenini ihlal etmediğini teyit etmiştir.

Yabancı Kararların, Hükümlerin Tanınması, Tenfizi ve Türkiye’de Borç Tahsili

Yurtdışında lehte bir karar almak mücadelenin sadece yarısıdır;

adaletin nihai gerçekleşmesi, bu kararın bir Türk karşı tarafın varlıklarına karşı icra edilmesinde yatar.

Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizi

Türkiye’nin 1958 New York Sözleşmesi’ne taraf olması, yabancı hakem kararlarının uygulanması için tanınmış bir yol sağlar.

Lehte olan taraf, yetkili bir Türk Asliye Ticaret Mahkemesi önünde resmi bir tenfiz davası açmalıdır.

Mahkemenin incelemesi kesinlikle usuli doğruluk ve uyumla sınırlıdır;

uyuşmazlığın esasına ilişkin hukuki değerlendirmeyi yapamaz.

Başarılı bir tenfiz için belirli kriterlerin karşılanması gerekir:

Karşılıklılık: Karar, New York Sözleşmesi tarafı olan bir ülkeden alınmış olmalıdır.

Ticari Nitelik: Uyuşmazlık, Türk Ticaret Kanunu uyarınca hukuken “ticari” kabul edilmelidir.

Kesinlik: Karar bağlayıcı olmalı ve menşe ülkesinde olağan temyiz süreçlerine tabi olmamalıdır.

Yabancı Devlet Mahkemesi Hükümlerinin Tenfizi

Türkiye’de bir yabancı devlet mahkemesi kararının tenfizi, tamamen iç mevzuat (MÖHUK) tarafından düzenlenen bir süreç gerektirir.

Buradaki en önemli engel, uluslararası bir antlaşma, ikili bir anlaşma veya Türkiye ile kararı veren devlet arasındaki fiili mütekabiliyet uygulaması ile kanıtlanması gereken “mütekabiliyet (karşılıklılık)” şartıdır.

Stratejik Sözleşme Hazırlığı: Yetki Alanı Tuzaklarını Aşmak

Yabancı yatırımcılar, standart uluslararası tahkim şartlarını geçersiz kılabilecek yerel risklerle sıklıkla karşılaşırlar.

805 Sayılı Kanun’un Kalıcı Tehlikesi: Zorunlu Türkçe Kullanımı

“Ticari Müesseseler Tarafından Türkçenin Kullanılması Hakkında Kanun” (805 sayılı Kanun), Türkiye’de faaliyet gösteren ticari işletmeler tarafından yapılan tüm sözleşmelerin Türkçe düzenlenmesini zorunlu kılar.

Eğer bir yabancı çok uluslu şirket, sözleşmeyi sadece İngilizce olarak imzalayan tamamen kendisine ait bir Türk iştiraki kullanırsa, karşı taraflar tahkim anlaşmasının geçersiz olduğunu savunabilirler.

Bu riski azaltmak için hukuk danışmanları, çift dilli sözleşmelerin hazırlanmasını ve Türkçe metnin esas alınacağını belirten açık hükümler konulmasını sağlamalıdır.

Net Niyet ve Saklı Tutma Şartları

Türkiye’de bir tahkim anlaşmasının yasal olarak geçerli olması için tarafların uyuşmazlığı tahkime götürme konusunda münhasır ve kesin bir irade sergilemeleri gerekir.

Aynı anda hem yabancı devlet mahkemelerine münhasır olmayan yetki veren hem de tahkimi zorunlu kılan şartlar, çelişkili niyet nedeniyle rutin olarak geçersiz sayılmaktadır.

Ayrıca, sağlam sözleşmeler, uyuşmazlığın esası için tahkimi zorunlu kılarken, yerel Türk mahkemelerinden geçici tedbir (ihtiyati tedbir) talep etme yasal hakkını açıkça saklı tutan titizlikle hazırlanmış “saklı tutma şartlarını” (savings clauses) içermelidir.

Dijital Varlıklar ve Akıllı Sözleşmeler: Merkeziyetsiz finansın yükselişiyle birlikte geleneksel devlet mahkemeleri, kripto varlık transferlerinin takma ad kullanımı ve geri döndürülemezliği ile başa çıkmakta zorlanmaktadır.

Kurumsal tahkim, bu derin teknik uyuşmazlıklar için varsayılan mekanizma haline gelmektedir.

ESG (Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim) ve Sürdürülebilirlik: ESG taahhütleri bağlayıcı sözleşme yükümlülüklerine dönüşmüştür.

Tahkim, karmaşık sürdürülebilirlik verilerini yerel siyasi müdahaleler olmaksızın değerlendirmek için güvenli ve tarafsız bir forum sağlar.

Jeopolitik ve Mücbir Sebep: Benzeri görülmemiş bölgesel istikrarsızlık ve değişen yaptırım rejimleri, tahkim kurullarını jeopolitik sürtünmelerin büyük tedarik sözleşmelerinin ifasını haklı çıkarıp çıkarmadığını değerlendirmekle görevlendiren karmaşık mücbir sebep iddialarıyla karşı karşıya bırakmıştır.

Sonuç

Türkiye’deki 2026 uyuşmazlık çözüm ortamı, egemen yargı yetkisi ile küresel ticaretin hızlı taleplerini dengelemek üzere tasarlanmış sofistike bir hukuk sistemini temsil etmektedir.

Zorunlu ticari arabuluculuk, dijital mahkeme sistemleri ve İSTAC gibi kurumların usuli yenilikleri sayesinde yabancı yatırımcılar ticari adalete ulaşmak için korunmuş, öngörülebilir ve hızlandırılmış yollara sahiptir.

Dinamik Türk pazarına giren uluslararası sermaye için, proaktif ve hiper-hassas hukuki yapılandırma esastır.

Nexpo Legal olarak, bu hukuki manzaranın karmaşıklıklarında size rehberlik etmek için olağanüstü, terzi usulü çözümler sunuyor; ticari operasyonlarınızı yargı bölgeler arası çatışmaların ciddi finansal ve operasyonel risklerinden etkili bir şekilde izole ediyoruz.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Türkiye’deki tüm ticari uyuşmazlıklar için arabuluculuk zorunlu mudur?

Evet, Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk, tazminat veya alacak talebi içeren ticari uyuşmazlıklarda dava açmak için kesinlikle zorunlu bir ön şarttır.

Davacı, arabuluculuk sürecini—mevzuat gereği altı hafta içinde tamamlanması gereken ve istisnai durumlarda iki hafta daha uzatılabilen—dava açmadan önce tüketmelidir.

Mahkemeye nihai bir anlaşamama tutanağı sunulmaması, davanın usulden derhal reddine yol açar.

Arabuluculuk (Arabuluculuk) ile Uzlaşma arasındaki hukuki fark nedir?

Arabuluculuk, 6325 sayılı Kanun tarafından düzenlenen, bağlayıcı bir hukuki sözleşme veya sulh anlaşması ile sonuçlanan hukuk ve ticari arabuluculuğu ifade eder.

Uzlaşma, sadece Türk Ceza Muhakemesi Kanunu tarafından düzenlenen ve bir savcı denetiminde belirli suçlar için cezai sorumluluğu çözmek amacıyla kullanılan ceza hukuku uzlaştırmasını ifade eder.

Türkiye’deki mahkemelerde ticari bir dava tipik olarak ne kadar sürer?

Türkiye’deki geleneksel ticari yargılama, kapsamlı delil gereksinimleri ve mahkeme tarafından atanan bilirkişilere duyulan güven nedeniyle uzun bir süreçtir.

Bir ilk derece mahkemesi yargılaması genellikle 12 ila 24 ay sürer. Bölge Adliye Mahkemelerine yapılan zorunlu temyiz ve Yargıtay tarafından yapılacak nihai inceleme ile birlikte toplam süre, nihai bir karar verilene kadar 3 ila 5 yılı bulabilir.

İSTAC Seri Tahkim nedir ve kimler kullanabilir?

İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC), maksimum hız için tasarlanmış özel bir Seri Tahkim (Fast Track) prosedürü sunar.

Varsayılan olarak, toplam talep tutarının 2026 yılı için 5.000.000 Türk Lirasını aşmadığı her ticari uyuşmazlığa uygulanır. Uyuşmazlık tek bir hakem tarafından görülür ve nihai, bağlayıcı ve derhal uygulanabilir bir kararla üç ay içinde sonuçlandırılmalıdır.

Yabancı hakem kararlarının Türkiye’deki varlıklara karşı uygulanması kolay mıdır?

Evet, Türkiye 1958 New York Sözleşmesi’ne taraf olduğu için, diğer taraf ülkelerden alınan hakem kararları hukuken tanınır.

Ancak, kazanan taraf bir Türk Asliye Ticaret Mahkemesinde resmi bir tenfiz davası açmalıdır.

Mahkeme davanın esasına girmez; sadece usuli uygunluğu, mütekabiliyeti, kararın kesinleştiğini ve Türk kamu düzenine bağlılığı doğrular.

Türkiye’deki ortak girişim (joint venture) sözleşmelerimizi Türkçe dilinde mi düzenlemeliyiz?

805 sayılı Kanun uyarınca, Türkiye’deki ticari işletmeler arasında yapılan tüm sözleşmeler ve yazışmalar Türkçe dilinde olmalıdır.

Eğer bir yabancı yatırımcı, ticari bir sözleşmeyi sadece İngilizce imzalamak için yerel bir Türk iştiraki kullanırsa, bu sözleşmedeki tahkim şartı Türk mahkemeleri tarafından geçersiz sayılabilir.

Türkçe metnin esas alınacağını belirten çift dilli sözleşmeler kullanmak, bu riski azaltmak için hayati bir stratejidir.

Tahkim şartı, yerel mahkemelerde dava açmamıza izin veren bir yedek seçenek içerebilir mi?

Hayır, Türk hukuku kapsamında yasal olarak geçerli bir tahkim anlaşması, uyuşmazlığı tahkime götürmek için açık, münhasır ve kesin bir niyet sergilemelidir.

Aynı anda hem devlet mahkemelerine hem de hakem kurullarına yetki veren sözleşme şartları rutin olarak iptal edilir.

Ancak, titizlikle hazırlanmış “saklı tutma şartları” (savings clauses), esas uyuşmazlık tahkimde kalırken geçici tedbirler veya varlık dondurma için yerel mahkemelere başvurma hakkını başarıyla saklı tutabilir.

Singapur Sözleşmesi uluslararası uyuşmazlık çözümünü nasıl etkiledi?

Türkiye, Nisan 2022’de yürürlüğe giren Arabuluculuk Sonucunda Oluşan Uluslararası Sulh Anlaşmaları Sözleşmesi’ni (Singapur Sözleşmesi) onayladı. Bu dönüm noktası niteliğindeki uluslararası antlaşma, arabuluculuktan doğan sınır ötesi ticari uzlaşma anlaşmalarının taraf ülkelerin mahkemelerinde doğrudan icra edilmesine olanak tanır.

Bu, Türkiye’de arabuluculuk kullanan yabancı yatırımcılar için büyük bir hukuki güvence sağlar ve müzakere edilen uzlaşmaların güçlü, sınır ötesi uygulanabilirliğe sahip olmasını garanti eder.

Bu rehber, Nexpo Legal bünyesindeki uzman dava ekibi tarafından hazırlanmıştır. Avukatlarımızla tanışın

İş Çıkarlarınızı Bugün Koruyun

Türkiye’de stratejik, hızlı ve uygun maliyetli çözüm için Nexpo Legal ile ortak olun.

Nexpo Legal Uzmanları ile İletişime Geçin

Bu makaleyi paylaş: